In plaats van een simpele naam, vaak nog verkeerd geschreven ook, tekent de Turkse Berk Armagan de tofste shit op zijn koffiebekers. De 22-jarige heeft het zichzelf allemaal aangeleerd en na het zien van zijn zieke creaties maken wij een hele diepe buiging.

Hij reist de wereld rond naar de meest bekende en herkenbare plekken om die op zijn koffiebeker na te maken. Bijvoorbeeld de Eiffeltoren maar vooral de gedetailleerde kathedraal van Keulen. Hoe lang zal ‘ie daar wel niet mee bezig zijn. Deze baas dropt al zijn projecten op Instagram en dat levert hem al ruim 10k volgers op.

İkizlerimle tanışın 😂 Turist seli, sağım solum önün arkam insan. Allahım Roma ne kalabalıktı öyle. Sıcakta kesinlikle çekilmesi zor bir yer ama sokaklarında yürümek çok keyifli. Roma büyük ve temiz bir şehir, tarihi konusuna girmeme gerek yok o kadar bilgim yok 😂 Boş bir şehir olsa sanırım gezmekten en keyif alacağım yer olurdu. Herneyse bugün Interrail biletim biteceği için hızlı bir Roma gezisi yapmak zorunda kaldım. Floransa'dan ücretsiz olduğu için yerel bir trenle gelmek zorunda kaldım (para suyunu çekti, 3 buçuk saatlik bir yolculuktu). Sabah yemek yeme fırsatı bulamamıştım indiğimde çok sıcak bir havayla karşılaştım. Sıcaklık yetmiyormuş gibi bir ton da turist vardı 😂 Hızlı bir şekilde kolezyuma gittim. Bu arada insanlara çarpmamak mümkün değil 😂 Kolezyum'un çevresini dolaşırken çekeceğim açıyı buldum hemen çantayı koydum. Bu sefer farklı bir çalışma yaptım. İki bardağa çizim yaptım (Daha farklı çalışmalarım da var yavaş yavaş çeşitliliği arttırıcam önümdr uzun bir süreç var 😂). Çizimi yaptım ama doğru şekilde tutması zor oldu. Bu fotoğrafı çekmek için 20-30 dakika uğraştım. Tabi fotoğraf çekmeden öncesi de var 😂 Çok sarsıntılı bir trende çizmek zorunda kaldım Kolezyum'u (2-3 saatten bahsediyorum 😂) O kadar uğraştıktan sonra kendimi Pompi'den tiramisu, Venchi'den çikolatalı vanilyalı dondurma ve makarna yiyerek ödüllendirdim. Son günlerimin İtalya'da olmasına çok seviniyorum (uzun bir süre nutella, fıstık ezmesi, muz yiyerek geçirdim). Karnım tok, kalemim pek bir şekilde Venedik'e gidiyorum. – #italy #roma #colosseum #landmark #ancient #historical #cupart #art #illustration #drawing #artist #travel #traveller #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Ne zor oldu şu Paris'e gelmek. Belçika'yı gezdikten sonra Railplanner'dan tren saatine bakıp hemen trenin bulunduğu perona gittim. Trene tam girecekken tren için rezervasyon gerekiyor rezervasyonsuz giremezsin tepkisiyle karşılaştım. Alelacele rezervasyon yaptırmaya gittim. Tahmin edin noldu? Yarına kadar trenlerin hepsi doluymuş. Üstelik trenin rezervasyon ücreti 20 euro 😂 İçimden ulan bu interrail bileti ne işe yarıyor dedim ama boşa tabi. Sonra alternatifleri soruyorum görevliye tabi nasıl farklı yollardan gidebiliriz falan. Kadın 2 aktarma yapıp metro kullanarak gidebilirsiniz o da size 30 euroya patlar dedi. Ben de ücretsiz gidiş yok mu dedim tabi. Yok dedi sonra yine gittim başka bir gişeye sordum adam yardımcı oldu bayağı. Ücretsiz gidişi anlattı ama ertesi gün 4.46'da 4 aktarma ve 5 saatten fazla sürüyordu. Yapacak başka bir şeyim olmadığı için iyi madem dedim. Sokakta sabahlamak zorunda kaldım 😂 Belçika meydanında gece geç saatlere kadar insanlar yere oturup kafa buluyorlar, birkaç saykonun delice söylemleri dışında pek bir şey olmadı sabaha kadar zaten polis kuş uçurtmuyor. Ahaha çocuğu teki meydanda bir saksıya işediği için ceza yiyordu az daha öyle diyim. Uykusuz ve yorgun bir şekilde trene bindim. Trende sarsıntılarla Eiffel'i çizmek zorunda kaldım (Zaten ne zaman doğru düzgün bir ortam oluyor ki 😂). Renkli kısmı da hostele geldikten sonra Eiffel Kulesi'ni görmeye gitmeden önce yaptım. Hostele geldim ama hiç dinlenemedim. Bir sonraki çizime başladım bile öyle söyleyeyim. Oldukça yoğun ve hareketliyim. Zorlanıyorum ama döndüğümde çok güzel bir şekilde hatırlayacağım bu anları eminim 😊 – #france #paris #eiffeltower #landmark #travel #illustration #art #drawing #supportart #gopro #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Köln tren garından çıktığımda karşılaştığım muazzam yapıt. Tabi daha öncesinden bu muazzam yapıttan haberim vardı. Dresden'den Köln'e gece treniyle gittim. Gece treninde çizmekle çizmemek arasında gidip geldim bayağı onu söyleyeyim. Çok detaylı bir katedral, emin olamadım altından kalkacağımdan. Uykusuz ve yorgundum üstelik. Dedim lan bir kere dedin yapıcam diye yap. Gece başladım çizmeye. Çizmeye başladıktan bir saat sonra ışıkları kapattılar trende millet uyusun diye 😂 Bende tepemdeki ufacık ışıkla çizmeye çalıştım ama olacak gibi değildi, bıraktım. Bıraktığımda çok az bir kısmını çizdiğimi gördüm (çok detaylı diye boşuna demiyorum 😂). Uykum gelmişti zaten, sabah kalkıp bitirmeye karar verdim. Sabah trenden inip oturabileceğim bir yer aramaya başladım. Bilim bakalım nereye oturdum? McDonald's 😂 Hemen çizilmeye koyuldum 3 saat falan sürdü sanırım. En fazla uğraştığım bardak oldu sanırım bu gezide 😂 Ama değdiğini düşünüyorum. Aşırı etkilendiğim bu yapıtı çizmiş olmak bana gurur veriyor 😎 – #germany #köln #cupart #colognecathedral #landmark #cathedral #artist #art #worldofpencils #drawing #illustration #supportart #artfido #artistmotive #imaginationarts #arts_help #arts_mag #artistic_nation #arts_gallery #arthomepage #artmagazine #worldofpencils2016 #artsanity #dailyarts #artshelp #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Çoğu ressamın kaderi, öldükten sonra üne kavuşmak. Van Gogh'ta bu ressamlar arasında. Onlarca eser vermiş bu adamı Amsterdam'a gelene kadar fazla tanımıyordum. Van Gogh, büyük bir ressam, herkes tarafından bilinen ve sulu boya markasını kullandığım biri topu topu bunları biliyordum. Önceden tabloları beni pek cezbetmese de zamanla nitelikli çizimleri gördükçe bu adamın önemini anladım. Fırça darbeleri, renk kullanımı kendine has ve etkileyici. Bende Amsterdam'ı gezdikten sonra aklımda tek bir çizim yapmak vardı. Kanallar, bisiklet ve ağaçlar. Ama sonradan evine misafir olduğum Halil abinin evinde Van Gogh kitabı gördüm. Biraz muhabbet ettikten sonra Van Gogh hakkında konuşmaya başladık ve müzesinin burada olduğunu öğrendim. Üstelik çoğu eseri bu müzedeymiş (Yıldızlı Gece hariç 😥). Sonra aklıma geldi uzun süredir Yıldızlı Gece'yi çizmek istiyordum. Niyetlendim fakat müzede olmadığını öğrendim (New York'taymış 😥) Kitabı biraz daha inceledikten sonra Van Gogh'un bir sürü otoportre çalıştığını gördüm. En ünlü otoportresini seçtim Halil abiye sordum bu tablo müzede mi? Evet dedi. Ertesi gün Amsterdam'ı yine talan edip geldikten sonra çizilmeye koyuldum. Onca yorgunluğun üzerine 4-5 saat kadar çizim yaptım. Van Gogh'un tarzını bardağa yansıtabileceğimden emin değildim fakat oldu 😂 Elimde fazla malzeme olmadığı için keçeli kalemlerle resimdekine yakın renkleri kullanarak yaptım. Kulağımı kesmedim merak etmeyin 😂 Bu fotoğrafı çekerken arkamda bir sürü turist vardı. Hepsi beni izlemek zorunda kaldı 😂 – #netherlands #amsterdam #vangogh #vangoghmuseum #otoportre #cupart #artist #art #illustration #drawing #supportart #travel #travelart #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Bardak bardak şekerli pardon paralı bayramlar. Bayramda kim para yerine şeker ister ki Allah aşkına 😊 Bayramda Berlin'de olacağımı düşünmüyordum. Aslında bayram olduğunu bana gelen toplu mesaj gönderimlerinden öğrendim 😂 Berlin'de dün Parlemento binasını, Brandenburgtor'u, Katledilen Yahudiler Anıtı'nı, bi de yemek yemek için tavsiye üzerine Orient Eck'e gittim. Gerçekten güzeldi keyif aldım gezdiğim yerlerden de yediğim dönerden de 😊 Brandenburgtor'u çizme sebebime geleyim, buranın en ünlü yeri bana kalırsa (metroların camlarında falan hep Brandenburg var) Biliyorsunuz ben de çoğunlukla popüler şehir simgelerini çiziyorum. Yine hızlı bir çizim oldu (Başka şansım yok, genelde trenlerde çiziyorum 😁) Fotoğrafı çekerken çok zorlandım bu sefer. Her yerde turist ve kapalı bir hava vardı. Fotoğraf çekerken başlıca sorun olan şey havanın kapalı olması ya da ters ışık oluyor 😥 Berlin güzel, metroyla her yere ulaşım kolay (biraz karışık ama), hava kapalı, insanlar ich bin rahat. – #germany #berlin #cupart #brandenburgtor #landmark #gate #artist #art #worldofpencils #drawing #illustration #supportart #artfido #artistmotive #imaginationarts #arts_help #arts_mag #artistic_nation #arts_gallery #arthomepage #artmagazine #worldofpencils2016 #artsanity #dailyarts #artshelp #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Munch'ın tablosunu dün görmek isterken Norveçlilerin Kırmızı Pazartesi tatiline denk geldim. Tüm müzeler kapalıydı. Ben de bu tabloyu görmeden gitmeyeceğim dedim. Çünkü Scream'i bardağa resmetmiştim. Herneyse sabah 8'de kalktım hemen yola koyuldum. 9.50'de müzenin önündeydim. İlk girenlerden olduğum için rahatça bu fotoğrafı çekebildim. Daha sonra diğer eserlere bakarken tekrar bu tablonun yanına geldim insan kaynıyordu. Benim için çok özel bir andı. Böylesi ünlü ve başarılı bir tabloyu resmedip orijinal halinin önüne koyup fotoğrafını çekmek de benim için gurur verici bir şey. – #munch #cupart #norway #nationalgallery #oslo #artist #art #worldofpencils #drawing #illustration #supportart #artfido #artistmotive #imaginationarts #arts_help #arts_mag #artistic_nation #arts_gallery #arthomepage #artmagazine #worldofpencils2016 #artsanity #dailyarts #artshelp #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Bir gün bana "Berk Mona Lisa'yı bardağa çizeceksin ve Louvre müzesinde orijinal haliyle fotoğraf çekeceksin" deseler inanmazdım. Bu zamana kadar hiç ciddi anlamda çizim yapmadım. Hiç kural, teknik falan bilmem. Elimden geliyor bir şekilde. Bu çizim için yaklaşık 4-5 saat kadar uğraştım. Karakalem hali tam anlamıyla Mona Lisa gibi olmuştu ama teknik çizim kalemiyle çizimi sevdiğim için bu tarz bir şey ortaya çıkardım. Yağlı boyayla yapılmış bir eseri çiziyorum sonuçta 😊 Çizimi yaptıktan sonra Louvre müzesine girmek de biraz sıkıntıydı. Piramitli yerden girmek çok zor zaten aşırı kalabalık oluyor. Alışveriş merkezinden girdim Louvre'a. Avrupa'da müzelere girmek beni biraz sarsıyor ama olsun değer yani 😂 Çizdiğim eseri bizzat göreceğim. 30-45 dakika uğraştıktan sonra Louvre'a girdim. Girmesine girdim ama aşırı büyük bir yerle karşılaştım. Giren herkesin elinde harita vardı. Ben heyecanla girdiğim için almayı unuttum tabi 😂 Önüme gelene soruyorum "How can i go Mona Lisa?" onlarda "Houum its complicated, you should go straight…" cevabını veriyor 😂 Böyle böyle bi 20 dakikada buldum sanırım. Mona Lisa'ya giderken harika eserler gördüm. Mısır dönemine ait hiyeroglifler, papirüsler, lahitler, heykeller… Aşırı zengin bir müze. Herneyde sora sora Bağdat bulunur mantığıyla buldum Mona Lisa'yı. Buldum ama kalabalıktan göremedim ilk başta. Böylesi bir kalabalık yok 😂 Biraz uğraşarak öne geçmeye çalıştım. İnsanlar elimde bardağı görünce müsade ettiler 😊 Öne geçtim ama eserle aramda bi 5-10 metre var. Görevlilere çok ısrar ettim bırakın gireyim sadece fotoğraf çekicem diye. Hiçbir şekilde izin vermediler. O yüzden bardağım tabloya biraz uzak oldu. Ama benim için çok gurur vericiydi. Munch'un, Van Gogh'un tablosunu çizip bizzat orijinal haliyle fotoğraf çektikten sonra Leonardo Da Vinci'nin dünyanın en ünlü tablosu haline gelen Mona Lisa'yı çizip orijinal haliyle fotoğraf çekmek. Bu yüzden deseler inanmazdım dedim 😂 Tüm bunlar azmim ve sizin hayalimi görüp ortak olmanızla oldu. Bana destek olan herkese çok teşekkür ederim. Avrupa'dan sonra Küba'ya gitmekm Amerika'ya gitmek gibi hayellerim var. devamı yorumda –>

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

İtalya'ya girdiğimde bi tatil moduna girdim. Önce Sestri Levante'ye gittim. Kuşadası'na benzettim biraz 😂 Deniz, kum, güneş moduna girdim falan. Yerel biralar içtim, pizzalar yedim. Turist olduğumu tam olarak burada hissettim 😂 Denize girdim, inanın aylar sonra rahatladığımı hissettim. Ardından Cinque Terre'ye gittim (Cinque Terre bir bölge ve farklı farklı güzergahları var). Cinque Terre kesinlikle çok güzel ve kendine has tarzı olan bir yer. Corniglia bölgesine gittim ilk, tepeye çıktığımda anladım fotoğraflarda çekilen yerin Monarola'da olduğunu (Gidecekseniz aklınızda bulunsun Monarola'da inin 😂). Trene bindim direkt bulunduğu yere gittim. Monarola'ya gidip kartpostal görünümlü manzarayı görsel hafızama kaydettikten sonra Pisa yoluna koyuldum (Denizden çok daha güzel fotoğraflar çekilirdi ama vaktim olmadığı için çekemedim). Pisa bardağını İsviçre'den İtalya'ya gelirken trende çizmek zorunda kaldım. Açısını ayarlamakta biraz sıkıntı çektim ama sonunda istediğime ulaştım 😂 İtalya'nın en popüler simgelerinden olduğu için yanına İtalya bayrağının renklerini de kattım. Herkes burada Pisa kulesiyle değişik fotoğraf çekilmeye çalıştığı için bende düz bir fotoğraf çekmek yerine poz veren insanlardan birini kullanmayı seçtim ve sonuç 😋 – #italy #pisa #tower #landmark #travel #art #cupart #photography #illustration #drawing #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Dümdüz bir ülke, herkes bisiklet sürüyor. Deniz seviyesinden alçak, nüfus yoğunluğu şu sıralar tıklım tıklım, su yüzünden yamulmuş evler, adım başı su kanalları, tekneler, bisikletler, bisikletler 😂 Amsterdam kesinlikle gezdiğim yerler içerisinde en beğendiğim şehirlerden. Buranın kendine has bir tarzı var. İnsanları hakkında pek yorum yapamayacağım ama aksilerine sıkça denk geldim 😂 Ot satışının serbest olduğu bir ülkede marketten bira alırken kimlik soruyorlar 😂 Rahat bir ülke, polisler bisikletle falan geziyor hatta bedava Heineken birası dağıtan bir kızdan bira alıp içebilecek kadar rahatlar. Bugün yağmurlu bir havaya denk geldim. Yağmurlu da güzel burası çünkü turistleri evde, hotellerde tutuyor yağmur 😂 Herneyse bu bardak bana göre Amsterdam'ın özeti. Kırmızı bisikleti çok sevdiğim için çizdim 😂 – #netherlands #amsterdam #cupart #canals #landmark #bike #travel #artist #art #worldofpencils #drawing #illustration #supportart #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Meer leuke content? Like ons op Facebook